Bir kahvenin kırk yıllık hatırı vardır!

kahve

Türkler’in kahveye verdiği önemi vurgulayan bu söz bizimle o kadar özdeşleşmiştir ki, sohbet etmek istediğimiz, birlikte vakit geçirmek istediğimiz kişileri hemen kahveye davet eder, ya da beraber kahve içmeye gideriz. Kahve içmek bize Osmanlılar zamanından kalan çok değerli bir alışkanlıktır. Alışkanlık dememizde ki sebep, Türkler için kahve içmek, tamamen keyfe dayalı bir aktivite olup asla aceleye getirilmez.

Osmanlılar döneminde ilk içilmeye başlanan kahve Yemen’den gelirmiş. Ancak kahvenin bize özgü hazırlanması ise devrin Yemen valisi Özdemir Paşa’nın buluşu. İstanbul’a getirilen kahve çekirdekleri kavrulup ince ince çekildikten sonra bakır bir cezve içinde su ile kaynatılır ve köpüklü olarak servis edilirdi. Ancak sarayda sıkça tüketilen kahve içmenin de sadece pişirmekten öteye giden bir ritüeli vardı. Kahve ikram edilmeden önce insanların rahatlaması ve gevşemesi için önce buhurdanlıkla öd ya da amber ağacı kokusu etrafa yayılırmış. Gülabdanlık ile gülsuyu ikramını takiben artık vücutlar yavaş yavaş sakinleşip gevşemeye başladığında tatlı hokkası ile bir kaşık mevsim reçeli ile ağız tatlandırılırmış. Sonrada kahve ikramı başlarmış. Eskiden kahveler her zaman sade olarak ikram edildiğinden öncesinde bir ağız tatlandırmak muhakkak gerekirmiş. Sarayda önem verilen misafirlere sunulan kahveyi bu bayramda siz de evinize gelen misafirlere, ister eskiden olduğu gibi bir kaşık reçel ile ya da günümüzde yapıldığı gibi mis gibi bir lokum ile ikram edebilirsiniz.

Nar Gourmet Kahve Çeşitleri İçin Tıklayınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>